Türkiye’de sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engeli dalgası yeni bir halkayla sürüyor. İfade Özgürlüğü Derneği’nin (İFÖD) erişim engellerini belgelediği EngelliWeb projesinin 26 Ekim 2026 tarihli kaydına göre, aralarında gazeteciler Birsen Altuntaş ve Erk Acarer’in hesaplarının da bulunduğu en az 31 X hesabı, 5651 sayılı İnternet Kanunu’nun 8/A maddesi kapsamında erişime engellendi. İFÖD’e göre X, bu hesapları henüz Türkiye’den görünmez kılmadı.
Kararların gerekçesi kamuoyuyla paylaşılmadı. Hangi içeriğin ya da paylaşımın engele dayanak gösterildiği de bilinmiyor. Bu, son iki aydır süren engel dalgasının değişmeyen özelliklerinden biri: Hesap sahipleri çoğu zaman yalnızca “8/A kapsamında erişim engeli” bildirimiyle karşılaşıyor.
12 Eylül’den bu yana ne oldu?
Medyascope’un EngelliWeb kayıtlarına dayanarak 26 Ekim’de yayımladığı zaman çizelgesine göre sosyal medyadaki engel dalgası, 12 Eylül’deki “Ailem Güvende” operasyonlarıyla başladı. İlk günlerde LGBTİ+ hakları savunucularının, KaosGL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar gibi gazetecilerin ve üniversite topluluklarının hesapları engellendi. 14 Eylül’de Evrensel Gazetesi, Barış Akademisyenleri ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) listeye girdi. Sonraki haftalarda gazeteciler, ekonomistler, finans danışmanları, avukatlar, akademisyenler ve sendikacılar da engellenenler arasında yer aldı.
24 Eylül’de İFÖD kurucularından Yaman Akdeniz’in hesabı, 1 Ekim’de ise EngelliWeb’in X hesabı “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişime engellendi. EngelliWeb’in hesabı 5 Ekim’de X tarafından Türkiye’de görünmez kılındı. Böylece engelleri belgeleyen hesap da engellenenler listesine girmiş oldu. Bu gelişmeyi İFÖD’ün Eylül ayı verileriyle birlikte ele almıştık.
Ekim ortasında Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) X hesabı 8/A kapsamında erişime engellendi; kayyum atanan Halk TV’nin sosyal medya ve YouTube hesaplarına da engel getirildi. 26 Ekim’deki 31 hesaplık karar, Medyascope’un listesindeki en son halka.
Rakamlarla engel dalgası
Human Rights Watch, ARTICLE 19, İFÖD ve 18 kuruluşun 12 Ekim’de yayımladığı ortak açıklamaya göre yalnızca Eylül 2026’da X’te toplam 35 milyon takipçisi bulunan en az 1.270 hesaba erişim engeli kararı verildi. X, bu kararların en az yüzde 90’ında hesapları Türkiye’den görünmez kılarak karara uydu.
Açıklamaya göre engellenen hesaplar arasında soL Haber ve Mezopotamya Ajansı gibi haber kuruluşları, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi ve MLSA gibi hak örgütleri, Kaos GL ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu gibi kadın ve LGBTİ+ hakları örgütleri ile çok sayıda gazeteci ve akademisyen bulunuyor. Meta da aynı dönemde bazı medya ve sivil toplum kuruluşlarının Instagram ve Facebook hesaplarını Türkiye’den görünmez kıldı.
Engel yalnızca hesaplarla sınırlı değil. Türkiye’nin en eski bağımsız haber sitelerinden T24’e 29 Eylül’de bir mahkeme kararıyla erişim engeli getirildi. T24 kararı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.
8/A neden tartışmalı?
5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi 2015’te yürürlüğe girdi. Madde, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması gibi gerekçelerle, “gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde” yürütmenin kararıyla içeriklerin kaldırılmasına ya da erişimin engellenmesine izin veriyor. Bu kararlar sulh ceza hâkimliğinin onayına sunuluyor.
Ortak açıklamaya göre madde, 2017’de iki buçuk yıl süren Wikipedia engelinin ve 2023’te bir yıl süren Ekşi Sözlük engelinin de dayanağıydı. Her iki engel, Anayasa Mahkemesi’nin sitelerin tamamına erişimin engellenmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetmesinin ardından kaldırıldı. Ancak açıklamaya göre Anayasa Mahkemesi 2023’ten bu yana 8/A kapsamındaki kısıtlamalara ilişkin yeni bir karar vermedi. Bu da 2025’ten bu yana yoğunlaşan kullanımın etkili bir yargısal denetimle karşılaşmadığı anlamına geliyor. Maddenin hukuki sorunlarını daha önce ayrıntılı olarak incelemiştik.
Bir diğer sorun, şeffaflık eksikliği. Ortak açıklamada hesap sahiplerinin platformlardan yalnızca 8/A kapsamında hesaplarının engellendiğini belirten bir bildirim aldığı, kararın neden ve nasıl uygulandığına dair gerekçe sunulmadığı belirtiliyor. Bazı kullanıcılar, defalarca talep etmelerine rağmen engelin dayanağı olan kararlara ulaşamadı. Karara ulaşamayan bir kullanıcı, itirazını hangi sulh ceza hâkimliğine yapacağını bile bilemiyor. Karara ulaşılabilen durumlarda bile, hesabın tamamının engellenmesine yol açan somut içerik çoğu zaman kararda yer almıyor.
Yetki artık Siber Güvenlik Başkanlığında
Engel dalgası, kurumsal bir değişiklikle aynı döneme denk geliyor. 31 Temmuz’da yürürlüğe giren 7590 sayılı Kanun ile İnternet Kanunu kapsamında daha önce Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) kullandığı yetkiler Siber Güvenlik Başkanlığı’na devredildi. Bu yetkiler arasında, Cumhurbaşkanlığı veya ilgili bakanlıkların talebi üzerine 8/A’ya dayanarak erişim engeli getirme yetkisi de bulunuyor. Doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı bu kurumun yeni rolünü dijital denetimin merkezileşmesi başlığıyla değerlendirmiştik. Adalet Bakanı da 24 Eylül’de dijital mecralardaki suç içeriklerini izleyecek yeni “Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları” kurulacağını açıklamıştı.
X’in tutumu belirleyici
26 Ekim’deki kararın dikkat çeken yanı, X’in hesapları henüz görünmez kılmamış olması. Eylül verileri, platformun kararların büyük çoğunluğuna kısa sürede uyduğunu gösteriyor. Bu nedenle önümüzdeki günlerde X’in bu 31 hesap için ne yapacağı, platformun Türkiye’deki tutumunun da bir göstergesi olacak.
Ortak açıklamayı imzalayan kuruluşlar, X ve Meta’ya somut içerik ve yeterli gerekçe sunulmadan verilen 8/A taleplerine uymamaları, gerektiğinde kararlara karşı hukuki yollara başvurmaları, hesabın tamamı yerine yalnızca kararda belirtilen içeriği kısıtlamaları ve engellenen kullanıcılara kararları iletmeleri çağrısında bulunmuştu. Açıklamaya göre Human Rights Watch’ın iki platforma gönderdiği yazılara yayım tarihi itibarıyla yanıt gelmemişti.
Kullanıcılar ve gazeteciler için ne anlama geliyor?
Erişim engeli getirilen bir hesap Türkiye’den görünmez kılındığında, hesabın Türkiye’deki takipçileri paylaşımları göremiyor; hesap sahibi ise kitlesinin büyük bölümünü bir anda kaybediyor. Gazeteciler için bu, haberin okura ulaştığı en önemli kanallardan birinin kapanması demek. Bazı haber kuruluşlarının yaptığı gibi kullanıcı adını değiştirerek engeli aşma yolu da kalıcı bir çözüm değil; ortak açıklamaya göre T24’ün yeni kullanıcı adına da başka bir kararla engel getirildi.
Engellenen kullanıcılar için hukuki yol, kararı veren sulh ceza hâkimliğine itiraz ve iç hukuk yolları tükendiğinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru. Ancak bunun için önce kararın kendisine ulaşmak gerekiyor. Bu yüzden platformlardan bildirim ve karar örneği talep etmek, bildirimin ekran görüntüsünü ve tarihini saklamak ve EngelliWeb gibi belgeleme projelerine bilgi vermek, sonraki adımlar için önem taşıyor.
İFÖD’ün 26 Ekim kaydı kısa bir not; ama arkasındaki tablo, iki ayı aşan ve her hafta yeni isimlerle genişleyen bir engel dalgası. Kararların gerekçesiz kalması, yargısal denetimin yavaş işlemesi ve platformların sessizliği, Türkiye’de internetteki ifade özgürlüğünün geleceğine ilişkin soruları büyütüyor.