Türkiye’de 2026 yazında yürürlüğe giren 7590 sayılı düzenleme ile dijital alandaki denetim yetkilerinin Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Siber Güvenlik Başkanlığı (SGB) bünyesinde merkezileştiği eleştirilerin odağında. ParaAnaliz’in Financial Times çerçevelemeli aktarımları, Doğruluk Payı’nın BTK’dan SGB’ye yetki devri notları ve hukuk bürolarının özetlerine göre alan adı, erişim engelleme, içerik çıkarma ve sosyal ağlara ilişkin bazı yetkiler BTK’dan SGB’ye kayıyor. Eleştirmenler bunu “teknik bir kurumsal düzenleme” değil, ifade ve erişim özgürlüğü üzerinde daha az şeffaf, daha merkezi bir komuta hattı olarak okuyor.
Prof. Yaman Akdeniz, düzenlemeyi “dijital itaat rejiminin komuta merkezi” ve dijital panoptikon riskleri bağlamında eleştirdi. Human Rights Watch’tan Tomiwa Ilori ve CHP milletvekili Tahsin Ocaklı gibi isimler de yetki yoğunlaşmasının sansür kapasitesini büyüttüğünü savundu. Uygulama rejiminde telekom ve platformlara kısa sürelerde —raporlarda iki saatlik uyum pencereleri öne çıkıyor— tedbir uygulama zorunluluğu; yargı denetiminin ise tedbir uygulandıktan sonra devreye girmesi eleştiriliyor. 15 yaş altına sosyal medya yasağı ve e-Devlet üzerinden yaş doğrulama tartışmaları ise kimlik-bağlantılı izleme riskini büyütüyor.
Merkezileşme neyi değiştirir?
Yetkinin tek çatıda toplanması, “hızlı müdahale” vaadiyle pazarlanır. Dijital haklar açısından sorun tam da bu hızdır: Erişim engeli veya içerik çıkarma fiilen uygulanıp platformlar iki saatte uyum sağladıktan sonra mahkeme denetimi geliyorsa, zarar —görünmezlik, sansür, ekonomik kayıp— çoğu zaman geri alınamaz. Geçmişte protesto dönemlerinde bant daraltma ve erişim kısıtlarına dair kamuoyu hafızası varken, aynı araç setinin daha merkezi bir başkanlıkta toplanması, ifade alanının daralması endişesini büyütüyor.
Bu haberde “asayiş” veya “ulusal güvenlik PR” dili kullanmıyoruz. Mesele, halkın haberleşme, örgütlenme ve bilgiye erişim hakkının hangi idari hattın tek tuşuyla kesilebileceğidir. Bağımsız yargı öncesi fiili tedbir, platformların aşırı uyum (over-compliance) eğilimiyle birleşince yasal belirsizlik bile geniş bir otosansür üretir.
Yaş doğrulama ve kimlik bağı
15 yaş sınırı ve e-Devlet kimlik doğrulama önerileri, çocuk koruması ambalajıyla gelse de teknik olarak sosyal medya kullanımını kimlik numarasına bağlama riski taşır. Kimlik-bağlı hesaplar, anonim ve takma adlı ifadenin alanını daraltır; muhalif, gazeteci, LGBTİ+ ve emek örgütü iletişimini daha izlenebilir kılar. “Çocuğu koru” cümlesi, yetişkinlerin ve gençlerin dijital özerkliğini silmek için gerekçe olmamalıdır.
CyberNews olarak tabloyu abartısız özetliyoruz: 7590 sonrası SGB, internet erişim ve içerik alanında merkezi bir aktör haline geliyor; kısa uyum süreleri ve tedbir-sonrası yargı denetimi, ifade özgürlüğü örgütlerinin “dijital panoptikon” uyarısını güçlendiriyor. Halkın ihtiyacı, şeffaf gerekçe, önceden yargı denetimi ve bağımsız ölçüm — merkezi komuta değil.
Kaynaklar: Doğruluk Payı (7590 / BTK→SGB); ParaAnaliz / FT çerçeveleme (Ağustos 2026); Prof. Yaman Akdeniz açıklamaları; HRW Tomiwa Ilori; CHP Tahsin Ocaklı; hukuk bürosu özetleri (Paksoy, Pekin Bayar Mizrahi vb.).