Taylan Kulaçoğlu anısına: başımız dik, fikirler yoldaşlarda

Taylan Kulaçoğlu (1981–16 Eylül 2025), Türkiye’de dijital muhalefeti “sanal gevezelik” sananlara inat; sınıf düşmanı iktidarın korku makinesine karşı halkın sesini örgütleyen, iyi bir komünist önderdi. Kendi satırı netti: Başımız dik sonsuza dek. Yanımdaysanız özgürüm. Masumiyet yargılanamaz.

İsimsizler çevresindeki emeği, tekrarlayan gözaltılar, şehir hapsi, işkence ve 7 Eylül’de başlayan beyin kanaması sürecinin ardından 16 Eylül’de yitirilişi; bireysel bir trajedi değil, sermaye devletinin muhalif bedenleri nasıl ezip geçtiğinin canlı kaydıdır.

Bu yazı saldırı tarifleri vermez, spekülasyon üretmez, resmi “asayiş” diline teslim olmaz. Amacı hafızadır: bir yoldaşın yaşamını sınıf mücadelesinin içinde tutmak; dilini, sloganlarını ve cesaretini tek kişilik efsaneye hapsetmeden kolektife bırakmak.

Korku gibi cesaret de bulaşıcıdır

Taylan’ın kendi sözü, anmanın omurgasıdır: asıl mesele tek bir isim değildir; amaç sosyal medya kullanıcılarına gözdağı vermektir. Korku bulaşıcıdır — cesaret de. İktidar ekranı sokaktan ayırıp küçümser; sonra aynı ekranı fişler, yasaklar, tutuklar. Çünkü dijital alan artık halkın örgütlenme, tanıklık ve dayanışma zeminidir.

Onun X dilinde bu zemin “onurlu” ile “alçak” arasında keskin çizilir. Her yanımızın alçaklarla dolduğu bir süreçte onurlu insanlara dünden daha çok ihtiyaç vardır, diyordu. Komünist önderlik burada emir komuta değil; yalnızlaştırılanı bağlamak, linç edileni yalnız bırakmamak, trollerin hedef gösterme tezgâhına karşı meşru bir kolektif savunma hattı örmektir. İsimsizler, tam da bu hattın dijital yüzüydü: binlerce hesapla insan avı yapanlara karşı, halkın kendi iletişim gücünü geri almak.

Fransa’dan dönüş, yasaklar ve “profil” yalanı

2013’te Fransa’dan Türkiye’ye dönüş yolundayken yurt dışına çıkış yasağı konmuştu. Gezi sonrası iklimde RedHack operasyonuyla gece yarısı gözaltına alındı; ismi “yönetici” diye dosyalara yazıldı. Kendisi mahkemelerde açık ve net söyledi: muhalif bir kimliği vardı, sosyalistti; o dosyadaki teknik-örgüt uydurmalarına ilişiği yoktu. Buna rağmen “profil uymuş” denilerek yıllarca soruşturma sürüp iddianamesiz belirsizlik üretildi — hukuku değil, yıldırmayı işleyen bir makine.

Sonraki yıllarda birden fazla örgüte “üye yapılmış” bir dosya diliyle karşı karşıya kaldı. Tanık olarak itirafçılar, gizli isimler, yaşanmamış “talimat” hikâyeleri dosyaya sıkıştırıldı. O bunu kendi kelimeleriyle sıralıyordu: iftira, tehdit, şantaj, işkence, hapis, yalancı tanık, rüşvet, emekçi düşmanlığı, yalan, talan… Ve ekliyordu: muhalefeti susturamazsınız. Komünist hafıza burada net konuşur: sınıf düşmanı devlet, ispat yerine korku üretir.

İşyeri, kardeş, yoklukla uslandırma

Hapisle uslandıramayınca parasızlık ve yoklukla uslandırmaya çalıştılar. Fransa’daki işine dönemeyen Taylan, kardeşiyle Beyoğlu’nda restoran işletmeye çalıştı; bina el değiştirip “kentsel dönüşüm” sopasıyla kapı dışarı edildiler. Kadıköy’de kafe-bar işleten bir esnafın “örgüt yöneticisi” diye fişlenmesi, iktidarın muhalifi her hayattan koparma arzusunu gösterir: iş, geçim, aile, sağlık — hepsi baskının malzemesidir.

Aile de hedef alındı. Tutukluyken kız kardeşi ve avukatı gözaltına alındı; annesine soruşturma açıldı. Gerekçe çoğu zaman aynıydı: sosyal medyada “serbest bırakılsın” demek, dayanışmayı büyütmek. Dayanışmayı suç saymak, sınıf savaşının dijital cephesidir.

İşkence, tehdit, silahlı saldırı

2016’da yeniden gözaltına alındığında çıplak aramaya direnince dövüldü, saçını kesmekle tehdit edildi, ağır kelepçe yöntemleriyle tutuldu; itirafçılık teklif edildi. Aynı dönemde hesapları çalındı, ardından sokakta silahlı saldırıya uğradı. Bunlar “haberlere düşen talihsizlikler” değildir; muhalif bedeni yıpratma programının parçalarıdır. Ekranın öte yanında sınıf vardır, beden vardır, yoldaş vardır.

Balıkesir’de şehir hapsi, otelde bekleme, il dışına çıkamama — aynı programın devamıdır: hareket alanını daralt, sesi kıs, yalnızlaştır. Taylan yine de konuştu, yazdı, bağ kurdu. Bio’sundaki çizgi kolektif omurgadır: yanındakilerle özgürlük; masumiyet yargılanamaz.

İsimsizler: isimsiz kolektif, isimli sorumluluk

“İsimsiz” sözcüğü bazen güvenliğe, bazen kolektif imzaya, bazen tekil kahraman kültünü reddetmeye işaret eder. Ama baskı karşısında hafıza isim ister. Taylan’ı anmak, İsimsizler’i tek kişiye indirgemeden; kurduğu hattın komünist özünü — halkın iletişimini trollere ve sermaye medyasına bırakmamayı — sahiplenmektir.

O kendini “hava, su, toprak ve ateş” diye konumlandırırdı: unsur gibi, vazgeçilmez, yakıcı. Liberatory / komünist bir anma mugshot estetiği ve clickbait trajedi üretmez. Kişinin politik bağını, ifade emeğini, uğradığı baskıyı ve geride kalanların süren işini anlatır. CyberNews olarak bu köşede adıyla tutuyoruz: çünkü bazı kayıplar genel “aktivizm” diye geçiştirilemeyecek kadar somuttur.

16 Eylül ve politik yas

7 Eylül 2025’te beyin kanamasıyla yoğun bakıma alınan Taylan, 16 Eylül’de yaşamını yitirdi. Avukatı ve yoldaşları onu candan, paylaşımcı, direngen, yardımsever diye andı. Biz de öyle anıyoruz — ama yasımızı “üzgünüz”e hapsetmiyoruz. Politik yas sorar: hangi yasalar, hangi idari pratikler, hangi mediatic linçler dijital muhalefeti boğdu? Gözaltı ile sansür, sansür ile yalnızlaştırma, yalnızlaştırma ile sağlık riski arasındaki bağı kim unutturmak istiyor?

Dünya halklarının dijital haber ajansı olmak, yalnızca küresel kablo haberlerini çevirmek değildir; yerelde susturulmaya çalışılan komünist ve halkçı sesin hafızasını taşımaktır. Onun dili siteye de yansır: baş dik, onur net, susturma reddi açık.

Sözümüz: fikirler yoldaşlarda yaşar

Anısına saygı, spekülasyonla değil dayanışmayla gösterilir. Baskı altındaki yayıncıları yalnız bırakmamak, sansürü belgelemek, hukuki desteği büyütmek, arşivi yaşatmak, resmi dilin “asayiş” paketini reddetmek — bunlar politik yasın parçasıdır.

Taylan Kulaçoğlu iyi bir komünist önderdi. Onu “nur içinde yat” diye gömmüyoruz. Başımız dik kaldığı sürece; yanımızdaysa özgürüz dediği bağ bozulmadığı sürece; masumiyet yargılanamaz ve muhalefet susturulamaz çizgisi yoldaşlarda yaşadığı sürece — fikirleri burada kalır.

Yaşasın yoldaşlık. Unutturmayacağız.