Taylan Kulaçoğlu: birinci ölüm yıldönümünde

16 Eylül 2025’te yitirdiğimiz Taylan Kulaçoğlu’nu, bir yıl sonra aynı takvim gününde anıyoruz. Bu bir “yıldönümü notu” değil; politik yasın devamıdır. Onun satırı hâlâ omurgamızdır: Başımız dik sonsuza dek. Yanımdaysanız özgürüm. Masumiyet yargılanamaz.

Taylan (1981–2025), dijital muhalefeti küçümseyenlere inat; sınıf düşmanı iktidarın korku makinesine karşı halkın sesini örgütleyen bir komünist önderdi. İsimsizler hattındaki emeği, tekrarlayan gözaltılar, şehir hapsi, işkence ve 7 Eylül’de başlayan beyin kanaması sürecinin ardından 16 Eylül’deki kayıp; bireysel bir trajedi değil, muhalif bedenlerin nasıl ezildiğinin kaydıdır.

Bir yıl sonra neyi unutturmak isterler?

Unutturmak istedikleri şey isim değil, çizgidir: korkunun bulaşıcı olduğu kadar cesaretin de bulaşıcı olduğu; ekranın sokaktan ayrı “sanal” bir oyuncak değil, örgütlenme ve tanıklık zemini olduğu; muhalefetin susturulamayacağı.

Bir yıldır süren yas, “üzgünüz”e sıkışmaz. Soruyu açık tutar: hangi yasalar, hangi idari pratikler, hangi linçler dijital muhalefeti boğdu? Gözaltı ile sansür, sansür ile yalnızlaştırma, yalnızlaştırma ile sağlık riski arasındaki bağı kim silmek ister?

Hafıza kolektiftir

Anmak, tek kişilik efsane üretmek değildir. İsimsizler’i bir isme indirgemeden; kurduğu hattın özünü — halkın iletişimini trollere ve sermaye medyasına bırakmamayı — sahiplenmektir. Baskı altındaki yayıncıları yalnız bırakmamak, sansürü belgelemek, hukuki desteği büyütmek, arşivi yaşatmak: politik yasın işidir.

CyberNews olarak bu köşede adıyla tutuyoruz. Dünya halklarının dijital haber ajansı olmak, yalnızca küresel haber çevirmek değildir; yerelde susturulmaya çalışılan komünist ve halkçı sesin hafızasını taşımaktır.

Sözümüz

Onu “nur içinde yat” diye gömmüyoruz. Başımız dik kaldığı sürece; yanımızdaysa özgürüz dediği bağ bozulmadığı sürece; masumiyet yargılanamaz ve muhalefet susturulamaz çizgisi yoldaşlarda yaşadığı sürece — fikirleri burada kalır.

Yaşasın yoldaşlık. Unutturmayacağız.