Ne oldu?

İfade Özgürlüğü Derneği’nin (İFÖD) EngelliWeb takibine göre Bakırköy 4. Sulh Ceza Hâkimliği, 13 Eylül 2026 tarihli ve 2026/9112 sayılı kararıyla çok sayıda X ve Instagram hesabına erişim engeli getirdi. Gerekçe, 5651 sayılı yasanın 8/A maddesine dayandırılan “millî güvenlik ve kamu düzeni” formülü.

Listede Uluslararası Af Örgütü’nün Türkiye şubesi, Evrensel gazetesi, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Barış Akademisyenleri yer alıyor. Gazeteciler, insan hakları avukatları, kadın örgütleri, sendikalar ve LGBTİ+ oluşumlarının hesapları da aynı dalganın parçası. Gazete Oksijen’in aktardığı gibi, önceki günlerdeki engellerle birlikte onlarca hesap kısa sürede görünmez kılındı.

“Önce engel, sonra mahkeme” pratiği

8/A maddesi, erişimin talep üzerine hızla kesilmesine ve yargısal onayın sonradan alınmasına imkân tanıyan usulü tarif ediyor. Temmuz 2026’da yasalaşan düzenlemelerle içerik kaldırma ve erişim engelleme yetkilerinin Siber Güvenlik Başkanlığı çatısı altında toplanması da aynı hızlandırılmış müdahale mantığını güçlendirdi: tedbir iki saatte uygulanabiliyor, mahkeme denetimi geriden geliyor.

Bu düzen, sansürü “güvenlik prosedürü” gibi paketlemeyi kolaylaştırıyor. Oysa engellenen hesapların ortak paydası suç unsuru değil; gazetecilik, hak savunuculuğu, sendikal örgütlenme ve akademik muhalefet. Amnesty Türkiye’nin yeni hesap açarak “çalışmalarımızı durduramazsınız” demesi, ALİKEV ve Barış Akademisyenleri’nin benzer çağrıları, engelin fiilen bir susturma aracı olduğunu gösteriyor.

Sınıf ve dayanışma hattı

Erişim engeli yalnızca bir platform ayarı değil; emekçi sınıfların ve ezilenlerin kendi haberini, kendi örgütlenmesini kurduğu kanalların kesilmesi. Devlet dili “millî güvenlik” derken, aslında görünürlük ve dayanışma ağlarını hedef alıyor. Sermaye platformları da bu kararları teknik olarak uygulayıp sorumluluğu “yerel yasa”ya yıkıyor.

Savunma tarafında somut adımlar var: ayna hesaplar ve alternatif kanallar duyuruluyor, engel listeleri kamuoyuna çıkarılıyor, uluslararası dayanışma çağrıları yapılıyor. Ama asıl güç, tek tek hesapların peşinden koşmak değil; sansür makinesinin meşruiyetini topluca reddetmek. İfade alanı daraldıkça sessizlik büyür; dayanışma büyüdükçe engel listeleri de birer suçüstü tutanağı olur.