Ne ortaya çıktı?
14 Eylül 2026’da The Markup ve Brezilyalı soruşturma kolektifi Agência Pública, Latin Amerika ve Avrupa’da milyonlarca kişinin kullandığı randevu platformu Doctoralia’nın sitelerinde gömülü izleyicilerin, doktor uzmanlığı, hekim adı ve randevu tarihi/saati gibi bilgileri TikTok, Google ve LinkedIn gibi şirketlere ilettiğini belgeledi. İnceleme Brezilya, Kolombiya, Meksika ve diğer ülkelerdeki trafiği kapsıyordu.
Örnekler çarpıcı: São Paulo’da jinekolog arayan bir ziyaretçinin uzmanlık araması Google’ın pazarlama altyapısına gidiyor; randevu tamamlandığında hekim bilgisi ve zaman damgası da aktarılabiliyor. Cartagena’da dermatolog randevusu LinkedIn’e; Bogotá veya Meksika’da psikolog/dermatolog randevusu TikTok’e düşebiliyor. Sağlık arayışı, reklam ekonomisinin ham maddesine dönüşüyor.
Sağlık verisi meta değildir — iktidardır
Tanı yazılmasa bile aranan uzmanlık, kişinin sağlık durumuna dair çıkarım üretir. Anonim konuşan bir Brezilyalı jinekoloğun vurguladığı gibi: jinekoloji, obstetri veya üreme sağlığı araması; gebelik, kısırlık, doğum kontrolü veya riskli bir cinsel ilişki sonrası kaygıyla ilişkili olabilir. Bu çıkarım “tanı” değildir ama mahremiyet beklentisini bozar.
Şirketler “hastanın adını satmıyoruz”, “kampanya ölçümü yapıyoruz” der. Oysa izleyici pikselleri kullanıcıyı benzersiz kimliklerle işaretler; sosyal ağlar bu kimlikleri profillerle eşleştirebilir. Data Privacy Brazil’den Rafael Zanatta’nın uyardığı gibi, kalıcı izleme ve habersiz profil çıkarma temel hak ihlali riski taşır. Brezilya LGPD’si hassas verilere — sağlıkla ilgili çıkarımlar dahil — özel koruma öngörür.
Çifte standart: AB’de cookie, Latin Amerika’da sürükleme
Docplanner/Doctoralia ağı İspanya merkezliyken, testlerde İspanyolca sürümde aynı sızıntının görülmemesi; Almanya’da izlemeyi kapatma seçeneği sunulurken Latin Amerika’da çerez bildiriminin opt-out’u zorlaştırması, dijital sömürgeciliğin klasik tablosudur. GDPR’nin bastığı yerde “uyum”, regülasyonun daha parçalı olduğu yerde veri hasadı.
Google ve LinkedIn “hassas sağlık verisi istemiyoruz” politikası okur; pratikte hastane ve sağlık sitelerinden piksel sızıntıları yıllardır tekrarlanıyor. The Markup’ın önceki hastane ve ilaç araştırmaları da aynı modeli göstermişti. Politikayı yazmak, altyapıyı değiştirmemek: kurumsal sorumluluğun boş formudur.
Kimin bedeni, kimin kârı?
Reklam teknolojisi, hasta-hekim ilişkisinin dijital uzantısını metalaştırır. Doktoralia “hasta verisini satmadığını” söylese de verinin reklam grafiğine akması, kullanıcının rızasız biçimde hedefleme yüzeyine eklenmesidir. dijital haklar eleştirisi’ın gözetim eleştirisi burada somutlaşır: mahremiyet ihlali tek bir “kötü niyetli sızıntı” değil; iş modelinin kendisidir.
açık erişim mücadelesi’ın açık erişim mücadelesi tıbbi bilginin paylaşıma açılmasını savunurken, bireyin sağlık yolculuğunun şirket sunucularına akmasını asla meşrulaştırmaz. Bilgi özgürlüğü, bedenin metalaştırılması demek değildir.
Ne istenmeli?
Bu yazı piksel kurma veya atlatma tarifi vermez. İstenen şudur: sağlık randevu akışlarından üçüncü taraf izleyicilerin kaldırılması; Latin Amerika kullanıcılarına AB’dekine denk red hakkı; regülatörlerin (özellikle Brezilya ANPD) soruşturması; ve okuyucuların kaynak soruşturmayı paylaşması. Kaynak: https://themarkup.org/pixel-hunt/2026/09/14/how-tiktok-and-google-ended-up-with-information-about-doctors-appointments-around-the-world
Sağlık aramak suç değildir; onu gizlice reklam ağına bağlamak ise özgürlük ihlalidir.
Son söz
Sağlık randevusundaki piksel, hastalığı reklam ağına taşır. Tıbbi mahremiyet ‘ücretsiz uygulama’ ile takas edilemez; izleme kodu sormak meşrudur.