Meta’nın yeni giyilebilir ürünlerini tanıtmaya hazırlandığı günlerde, şirketin yapay zekâ destekli akıllı gözlükleri yeniden mahkeme kapısına taşındı. Los Angeles Times’ın 18 Eylül 2026 haberine göre, gözlükleri satın alan, kullanan veya bunlarla kayda alınan 70’ten fazla kişi Kuzey Kaliforniya federal mahkemesinde Meta’ya karşı toplu dava yoluna gitti. İddia özeti: cihazların mahrem ve hassas görüntüleri, Meta’nın yapay zekâ modellerini eğitmek için Kenya’daki yüklenici çalışanlarına ilettiği; bazı kullanıcıların kayıt sırasında kamera açık olduğundan haberdar olmadığı.

230 sayfalık şikâyet, dolandırıcılık ve yanıltıcı reklamın yanı sıra eyalet tüketici koruma yasalarının ihlalini de içeriyor. Davacı avukatlarından Tina Wolfson, meselenin yalnızca “hatalı kayıt” değil, rızasız gözetim ve kişilerin görüntü/sesinin sömürüsü olduğunu vurguladı. İddialara göre Meta AI özelliklerinin her etkinleşmesinde —bilinçli “Hey Meta” komutu veya kazara dokunuşla— video ve ses Meta sunucularına aktarılıyor, yurt dışına yönlendiriliyor ve düşük ücretli etiketçiler tarafından izlenip modellere gömülüyor.

Banyo, yatak odası, şifre: “pervert glasses” tartışması

Dava dosyasında PL18 kodlu bir Kaliforniya kullanıcısı, gözlükleri banyo tezgâhına bıraktıktan sonra aile üyelerinin banyo ve yıkanma görüntülerinin galeride belirdiğini anlatıyor. Başka bir davacı, cihazın günde iki kez “yanlışlıkla” etkinleştiğini öne sürüyor. Los Angeles’taki bir kullanıcı, yatak odasındaki mahrem bir anda AI asistanını kullandığını belirtiyor. İsveç basını Svenska Dagbladet ve Göteborgs-Posten’in Şubat ayında yayımladığı soruşturmaya atıfla, Kenya’daki Sama yüklenicisinde çalışan bazı kişilerin, yüzlerin bulanıklaştırılması gerekirken hâlâ göründüğünü söylediği aktarılıyor.

Meta, AI kullanımında verilerin ürün geliştirme için incelenebileceğini, tanımlayıcı bilgilerin filtrelendiğini ve birçok şirketin benzer pratikler uyguladığını savunuyor. Şirket ayrıca kayıt sırasında yanan bir ışık gibi “gizlilik korumaları” olduğunu söylüyor. Yine de kamuoyunda “pervert glasses” (sapık gözlükler) etiketinin dolaşması, pazarlama vaadi ile yaşanan mahremiyet deneyimi arasındaki uçurumu gösteriyor.

NameTag ve biyometrik tehdit

Dava, Meta’nın “NameTag” adı verilen yüz tanıma/isim hatırlama özelliğine de uzanıyor. ACLU ve 70’ten fazla kuruluş Nisan’da Meta’ya yazdığı mektupta bu tür özelliklerin mahremiyet ve sivil özgürlükler için ciddi tehdit olduğunu belirtmişti. Illinois’te ayrı bir davada, Facebook ve Instagram’a yüklenen yüz görüntülerinin NameTag ve benzeri araçlar için biyometrik tanımlayıcı üretmek üzere kullanıldığı iddia ediliyor. Meta sözcüsü “evrensel yüz veritabanı kurmadıklarını” ve bir özellik çıkarırlarsa şeffaf davranacaklarını söyledi; özellik henüz piyasaya sürülmedi.

Sınıfsal boyut net: Global Kuzey’de “eller serbest asistan” diye satılan cihaz, Global Güney’de düşük ücretli emeğin mahrem görüntüleri etiketlemesi üzerine kuruluyor. Rıza kutuları ve bulanıklaştırma vaatleri, gözlüklerin sokakta ve evde yarattığı asimetrik güç ilişkisini silmiyor. 23 Eylül’deki Meta geliştirici etkinliği öncesi bu dava, giyilebilir AI’nın bir lüks aksesuar değil, sürekli kayıt altyapısı olduğunu hatırlatıyor.

Kaynaklar: Los Angeles Times (18 Eylül 2026), New York Post; dava dosyası özetleri; Meta sözcü açıklamaları.