Özgür Yazılım Derneği (ÖYD), yapay zekâyı özgür yazılım penceresinden tartışacak yeni bir konferans düzenliyor. Odak 2026: Özgür Yapay Zekâ, 13 Aralık 2026 Pazar günü İstanbul Kadıköy'deki Barış Manço Kültür Merkezi'nde yapılacak. Katılım ücretsiz, konferans Türkçe ve İngilizce olacak. Konuşma ve atölye önerileri için son gün 22 Kasım 2026, 23.59.

Konferansın teması, bugünkü yapay zekâ düzenine doğrudan itiraz ediyor: "Halkın Verisi, Halkın Modeli". Soru basit ama yakıcı: Milyonlarca insanın yazısı, fotoğrafı, kodu ve emeğiyle eğitilen modeller kimin? ÖYD'nin cevabı, bu modellerin birkaç büyük teknoloji şirketinin özel mülkü olarak kalmaması gerektiği. Dernek duyurusunu 15 Ekim'de X hesabından paylaştı; düzenleyiciler arasında Hackerspace Istanbul da var.

Neden ayrı bir konferans?

ÖYD, Nisan 2026'da aynı salonda üçüncü uluslararası özgür yazılım konferansı ÖzgürKon 2026'yı düzenlemişti. Derneğin katılım çağrısına göre ÖzgürKon'a gelen oturum önerilerinin önemli bir çoğunluğu yapay zekâ üzerineydi. "Yapay zekâ" olarak bilinen üretken sistemlerin özgür yazılım mücadelesini yeni bir aşamaya taşıdığı savı böylece karşılık buldu ve güncel bir konuya odaklanan ikinci bir konferans fikri doğdu. Odak'ın adı da buradan geliyor.

Çağrı metni, bugünkü yapay zekâ etkinliklerine sert bir eleştiri getiriyor. ÖYD'ye göre birkaç istisna dışında bu konferanslar, sistemleri üretenler ve onlar üzerine düşünenler etrafında değil, neredeyse tamamen özel mülk üretken sistemlerin hizmet olarak kullanımı etrafında kurgulanıyor. Dernek, "halktan çalınan verilerle eğitilen" modellerin mülkiyet ilişkilerini yeniden ürettiğini savunuyor ve alanı yapay zekâ araçlarını tasarlayan, geliştiren ve bunların topluma etkisini düşünen insanlara açmak istiyor.

"Özgür yapay zekâ" tanımı hedefte

Konferansın açık hedeflerinden biri, emek merkezli bir bakışla ve yazılımın toplumsal değeri üzerinden bir "özgür yapay zekâ" tanımı yapmak için çalışmak. Bu, uluslararası tartışmada da sıcak bir konu: Bir modelin yalnızca ağırlıklarının paylaşılması mı, yoksa eğitim verisi ve kodunun da açık olması mı "özgür" sayılmalı, sorusu hâlâ netleşmiş değil. Odak, bu soruyu Türkiye'deki özgür yazılım topluluğunun gündemine taşıyor.

Tartışma yalnızca teknik başlıklarla sınırlı kalmayacak. ÖYD, konunun mesleki ve toplumsal yansımalarının, emek-sermaye ilişkilerinin ve emekçilere etkilerinin de konuşulması gerektiğini belirtiyor. Bu nedenle Bilişim Emekçileri Sendikası (BilişimSEN) ve TMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası da Odak'ın paydaşları arasında. Etkinlik sitesinde Kadıköy Belediyesi ve Barış Manço Kültür Merkezi de destekleyenler arasında listeleniyor.

Tekelleşmeye karşı ortak üretim

Bugün en güçlü yapay zekâ modelleri, büyük veri merkezlerine, çiplere ve veriye erişimi olan az sayıda şirketin elinde. Bu şirketler modellerini kapalı tutuyor, kullanıcılara yalnızca ücretli bir hizmet olarak sunuyor; modellerin hangi verilerle eğitildiği çoğu zaman açıklanmıyor. Verisi kullanılan insanların ve sistemleri eğiten, etiketleyen, geliştiren emekçilerin bu modeller üzerinde söz hakkı yok. Yapay zekâ, kamusal bir bilgi birikiminden üretilip özel mülke dönüştürülüyor.

ÖYD'nin yaklaşımı bunun tersini savunuyor. Derneğin kendi tanımına göre özgürlük, "hayatı şekillendiren güçler üzerine söz sahibi olmak" demek ve bugün dijital sistemler üzerinde en az söz sahibi olanlar kullanıcılar. Dernek, "bilimsel ve teknolojik birikimin kişisel veya özel mülk olmasına" karşı çıkıyor; bu birikim üzerinde tahakküm kuran patent ve lisanslara karşı paylaşımcı üretim modellerini savunuyor. Yapay zekâya uyarlandığında bu, eğitim verisinin, kodun ve model ağırlıklarının herkesin kullanabileceği, inceleyebileceği ve geliştirebileceği ortak bir varlık olması anlamına geliyor.

Düzenleyici ortak Hackerspace Istanbul'un manifestosu da aynı çizgide: Topluluk ürettiği yazılım, donanım ve belgeleri özgür lisansla paylaşıyor, özgür olmayanı "özel mülkiyet" ya da "sahipli" olarak adlandırıyor ve "açık kaynak" etiketini tek başına yeterli görmüyor. Her türlü sansür ve toplu gözetime karşı olduğunu, bu gözetime destek veren yapılara dahil olmayacağını da yazıyor.

Bu çerçevede "özgür yapay zekâ", teknik bir lisans meselesinden fazlası. Üretim araçlarının, yani veri, hesaplama gücü ve modellerin kimin denetiminde olacağı sorusu. Odak'ın çağrısındaki emek vurgusu ve sendika ile meslek odasının paydaş olması da bu yüzden anlamlı: Yapay zekânın iş süreçlerine girmesiyle işini, ücretini ya da mesleğini kaybetme riskiyle karşılaşan emekçiler, bu sistemlerin nasıl kurulacağı tartışmasının doğrudan tarafı.

Hangi konular konuşulacak?

Katılım çağrısında öne çıkan başlıklar şunlar:

  • Özgür yapay zekâ ve tanımı,
  • Dil modelleri ve diğer yapay zekâ sistemlerinin üretimi, geliştirilmesi ve yeniden üretilebilirliği,
  • Yapay zekânın yaşamsal, ekolojik ve toplumsal etkileri,
  • Emek-sermaye ve üretim ilişkileri perspektifinden yapay zekâ,
  • Yapay zekânın sanata etkileri ve insanlık yararına kullanımı.

Dernek, konuşmacı ve katılımcı olarak yalnızca bilişimcileri değil, yapay zekâdan etkilenen tüm iş kollarından insanları çağırıyor. Çağrının son cümlesi de bunu özetliyor: Yapay zekânın özgürlüğü ya da yaşamımıza etkileri üzerine bir sözünüz varsa, "Odak sizindir".

Program nasıl olacak?

Oturum programı henüz açıklanmadı; öneriler 22 Kasım'a kadar toplanıyor. Çağrıya göre her oturum 50 dakika sürecek. Konuşma ve paneller soru-cevapla birlikte bir oturum uzunluğunda olacak ve canlı yayınlanacak. Bir oturumda beşer adet 10 dakikalık yıldırım konuşma yer alacak. İlk kez denenecek "Yıldırım²" formatında ise konuşmacılar en fazla 256 saniye konuşacak; bir oturumda on iki konuşma olacak.

Uygulamalı çalıştay, atölye, forum, ders ve buluşmalar ayrı atölye sınıflarında yapılacak; bazıları için ön kayıt istenebilecek. Bir salonun en az dört oturum boyunca serbest stil (unconference) oturumlara ayrılması hedefleniyor. Bu oturumların yönergesi etkinlikten iki hafta önce duyurulacak.

Nasıl katılınır?

Katılım ücretsiz ve bilet almak gerekmiyor; etkinlik sitesinden ücretsiz kayıt yapılabiliyor. Destek olmak isteyenler için 200 TL ve üzeri bağışla "dayanışma bileti" seçeneği var. Bağışlar derneğe yapılıyor. Oturum önerileri ÖYD'nin çağrı sistemi üzerinden gönderiliyor. Etkinlik sitesinde canlı yayın bağlantısı da bulunuyor. Barış Manço Kültür Merkezi, Kadıköy merkezde ve toplu taşımayla kolayca ulaşılabilir bir konumda.

Neden önemli?

Türkiye'de yapay zekâ konuşulan etkinliklerin büyük kısmı ürün tanıtımı ya da "bu araçla nasıl daha verimli çalışırsınız" ekseninde ilerliyor. Verinin kimden ve nasıl toplandığı, modelin kime ait olduğu, kişisel verilerin model eğitiminde kullanılması ve yapay zekânın işler üzerindeki etkisi ise daha az yer buluyor. Odak, bu soruları ücretsiz ve herkese açık bir salonda, sendika ve meslek odasıyla birlikte tartışmaya açıyor.

Veri hakkı açısından da başlık yerinde. Avrupa'da veri koruma otoriteleri kişisel verilerle model eğitiminin hukuki dayanağını sorguluyor; Türkiye'de KVKK çerçevesinde bu tartışma yeni başlıyor. "Halkın verisi" vurgusu ise bireysel rızanın ötesine geçiyor: Verisi kullanılan toplulukların, ortaya çıkan modeller üzerinde de söz ve denetim hakkı olması gerektiğini söylüyor. CyberNews olarak bu görüşü paylaşıyoruz: Yapay zekâ, toplumun ortak birikiminden doğuyor ve kullanıcılarla emekçilerin denetiminde, ortak bir varlık olarak gelişmeli. 13 Aralık'ta Kadıköy'de bu fikrin hangi somut önerilere dönüşeceği görülecek.